Demokratik Yaşam

AYLIK YAŞAM DERGİSİ

E-mail: info@demokratikyasam.com Anasayfa | İletişim
Başlarken

   T.C. Anayasası'nın ikinci maddesinde

   "Türkiye Cumhuriyeti, ......, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir. " der. Yasanın dediği ile gerçek yaşam ne kadar bağdaşıyor? Bazı insanlar "bir cümle, dört yalan" diyebilir, diğerleri ise doğru Türkiye böyle bir ülkedir der. Hangi görüş doğru?

·        Kanıt olmadan kaç kişi tutuklanabilir, hukuk devleti zedelenmeden?

·        Bir dava kaç sene sürebilir, hukuk geçerli olduğu halde?

·        Kaç kişi suçu bildirilmeden tutukevinde ölebilir, hukuk geçerliyken?

·        Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun başkanlığını Adalet Bakanı yaptığı sürece hukukun üstünlüğü yürütmenin altına girmiyor mu?

·        Kaç kadının töre cinayetine kurban verilmesi sosyal devleti zedelemez?

·        Kaç çocuk sosyal devlet kavramı altında tinerci olabilir?

·        Sağlık güvencesi olmadığından kaç insan sosyal devlette ölebilir, devletin sosyal olmasına zarar gelmeden?

·        Global finans krizi ülkeyi teyet geçerken kaç yüzbin çalışanın işten çıkartılması ülkenin sosyal devlet kriterini zedelemez?

·        Seçim öncesi buzdolabı dağıtmak devleti sosyal kılar mı?

·        Demokratik bir ülkede vatandaşların kaç oyunun çöplükte bulunması demokrasiyi zedelemez?

·        İşçi Bayramında kaç işçinin coplanması demokrasiyi bozmaz?

·        Çocuk bayramında kaç çocuğun başına dipçikle vurulması demokratiktir?

·        %10 barajın neresi demokratiktir?

·        Sadece Sünni müslümanları var sayarak devlet laik oluyor mu?

·        Tüm camilerin giderleri ve personeli devlet tarafından sağlanırken Alevi'lerin ibadet yerlerini göz ardı etmek hangi laiklik ilkesi ile açıklanmaktadır?

·        Gayrimüslim yurtaşların ibadet yerlerinin camilerden ne farkı var da, devlet desteği alamazlar?

   Çiçeğin, kuşun, böceğin yaşam hakkı var mıdır? Toprağın, suyun kendi dili yok diye yok mu sayılmalıdır? Ormanlar yakılırken aslında yanan bizler olduğumuzu ne zaman göreceğiz? Türkiye'de yılda kişi başına 150 kg tarım ilacı kullanılması kimin yararınadır? Küresel ısınmayı ne zaman ciddiye alacağız? 21. Yüzyılın sorunlarını algılamak ve çözmekte bugüne kadar bilinen ideolojiler yeterli mi?

   Bu sorular ve sorulmayan yüzlercesi daha yanıt aramaktadır. Biz de bu dergide sizlerle birlikte yanıtları bulmaya çalışacağız.

 
ARŞİV
Dergimizin Geçmiş Sayıları
Demokratik Talepler
Kadın ve Yaşam
Beslenme
Toprak
Su
İklim
Eko Mimarlık
Videolar
1 Haziran 2009 Sayı: 2

 

Pembe Tohumlar

Yeşim Güriş
Araştırmacı Yazar

Yeşim Güriş

Keşke daha minicikken her çocuğa bir tohumun sorumluluğunu versek. Sevgi ile var etmenin keyfini aşılasak. Biraz büyüyünce bir hayvan dostumuzu ona rahatlıkla emanet edebilsek. Sorarım size bırakın bomba satarak veya atarak insanlığı yok etmeyi, hangi yetişkin bir dalı kırmayı dahi aklına getirecektir? Minicik bir tohumdaki o eşsiz dehayı kavrayan hangi çocuk büyüdüğünde bir hapishanede çürüyecektir? Dün gece uykum kaçtı oturdum yazdım. Tohumlara karşı duyduğum sevgi ve vicdan azabı bana bunu bile yazdırttı ya... Çok yaşa emi tohum! Tüm şiir üstadlarının yüksek hoşgörüsüne sığındım.

 

BENİM BEN,TOHUM!

Birken birden binlerce olurdum ...
Tanıyamadın beni değil mi? Gerçi ben de seni tanıyamaz oldum!
On bin yıldır seni ben besledim hep!
En soğuk kışlara, buz gibi ayazlara, tarifsiz sıcaklara dayandım hep.
Sırf seni hayatta tutabilmek için,her türlü cefaya katlandım hep.
Seni var edebilmek adına, tüm yavrularımı sana adadım hep.
Şu halimize bak şimdi!
İkimize de bir haller oldu....
Ah İnsanoğlu ah! Toprak dahi doyurmadı ki gözünü.
Hırsının kölesi oldun.
Tanrıcılık oynamak senin neyine?
Neden genlerime taktın kafayı?
Beni elma diye yiyen çocuğa hiç acımadın mı?
Neden koydun elmaya fıstıktan bir DNA'yı?
Belki ben rafta daha uzun yaşadım, bahçende kurtlanmadım,
Sen de daha çok para kazandın amma,
Ya o elmayı yiyen çocuk?
Anası yavrusunun son elmasından sonra yıllarca hep ağladı...
Ben uzun yaşadım ama insanoğlunun yaşamı kısaldı!
Bak şimdi sen obez bir yanda,
Ben tıknefes diğer, nefes bile alamıyorum artık.
Binlerce yıl amansız doğayla mücadele ettim de,
Senin açgözlülüğüne pes ettim sonunda.
Zararlı var diye bastın kimyasal ilacı,
Güçleneyim diye verdin habire hormonu.
Kilitlediğin tohumlarıma dayadın tonlarca suyu.
Tarlamdaki kuşlar sustu, karınları aç,
Hormonlar yüzünden solup yittik cümleten,
Toprak ana ağladı kısırlığıma yanıp,
Her yanım oluk oluk tuz.
Ah be insanoğlu hala yetmedi mi?
Bak hastalıktan inim inim inliyorsun.
Bebelerin hepsi alerjik, pek bir nanemolla.
Astımsız çocuk yok nerdeyse, üflesen hepsi uçmakta.
Sorarım sana nerde o gül yüzlü gürbüz çocuklar?
Efelik sadece adlarında kaldı,
Kiminiz Alzheimer'li, kiminiz Parkinson!
Bu genetik teknoloji yutturmacasına tohum üzerinden devam edersen,
Yakın bir gelecekte hepiniz diyalizde bilki mutsuz son!
Dünyada bir milyar aç var diye,
Benim ama aslında senin genlerine saldırdı,
Üç beş geni bozuk paragöz, bu böyle biline.
Bilmez misin insanlar aç,
Çünkü yemek çok ama alacak paraları yok.
Sen bilgisayar başındaki obez arkadaşım,
İhtiyacının %30 fazlasını tüketmesen,
Hem sen, hem de açlar kurtulur hemen!
Ya sen artıklarını habire çöpe atan hanımteyze,
Hatırlasana ninen hayvanlara bile yetirirdi artıklarımızı.
Güvercinlerimiz bile severdi domatesli pilavı!
Ben tohumum, minicik bir dev.
Birken birden binlerce olurum.
Seni hep ben besledim.
Ah be insanoğlu!
Binlerce yıldır hep sen beni yedin,
Bitiremedin...
Ama çok yakında yeni yasaların ve göbeğini kaşıyan adamlarınla,
Tohumu hepten tüketeceksin.
İşte o zaman, ayvayı bile
Nah yiyeceksin!
Birken bin olan insanoğlu artık uyan, lütfen uyan.
Bırak bak beni, dağ başında nasıl ceviz olurum,
Tarlada buğday, yüzlerde başak başak gülücük.
Sağlıklı çocukların kulağında küpeyim her haziranda,
Bir sevgilinin elinde her bahar fal,
Dizleri sızlayan ninenin dizlerine deva,
Rezeneyim karnı ağrıyan bebelerine her daim şifa.
Bırak bak beni kendi halime,
Sen de şaşacaksın kendi hoş haline.
Sen git insülin yap, aşılar yap cici genlerinle...
Ne olur gen teknolojinle yeni dertler sakın ola ki üretme!
Dikey gen transferlerinde daha öğrenecek onca şey varken,
Yatay transfer henüz senin neyine?
Akdeniz'e yanlışlıkla saldığın katil yosun bile bunun yanında şahane!
Bırak o garibim açları bahane eden gözü dönmüş açları.
Önce bedava verdikleri tohumları kilitleyip kodlayıp satanları.
Aç gözünü ki aç bırakılmasın dünyamızın güzel gözlü insanları.
İndir gözündeki perdeyi, artık gör beni,

Beni tanıyamadın mı?
Benim ben, tohum!
Seni var eden, çoğaltan, çalışkan dostun.
Birken birden binlerce hep olmuştum...

Yazıyı indirmek için tıklayınız

Demokratik Yaşam E-dergisinin imtiyaz sahibi: Kenan Demirkol
Copyright www.demokratikyasam.com 2009 suBRosa Bilişim Güvencesiyle